Aronya Acı mı? – Bir İlk Tat, Bir Hayal Kırıklığı
Bir akşamüstü, Kayseri’nin sokaklarında geziniyor, havanın soğukluğuna aldırış etmeksizin yeni bir şeyler keşfetme arzusuyla ilerliyordum. Son zamanlarda farklı tatlar denemek, alışılmadık şeyler tatmak beni heyecanlandırıyordu. Yolda yürürken, karşıma bir tezgah çıktı: “Aronya, taze aronya!” yazılı bir tabela, bir an duraksamamı sağladı. Aronya? Daha önce hiç duymamıştım, ama ne kadar ilginç bir isimdi! Belki de bu, hayatımda ilk kez karşılaştığım bir şeydi.
O an, içinde bulunduğum ruh halini tarif etmek oldukça zor: Heyecanlı ama biraz da kararsızdım. Ne olursa olsun, denemeliyim dedim kendi kendime. Belki çok tatlıdır, ya da belki daha önce tatmadığım bir şeyle tanışırım, kim bilir?
Aronya’nın Sırrı: Gözlerimdeki Heyecan
Tezgahın önüne geldiğimde, bir tabakta parlak mor renkleriyle dikkatimi çekti. Aronyaların taze taze parıldayan meyve halini görmek beni bir süreliğine büyülemişti. Satıcı, “Bunlar sağlık deposu,” dedi, “Bağışıklığa çok iyi gelir, cilt için de birebir. Çoğu kişi acı bulur ama alıştıktan sonra favori meyveniz olabilir.”
Evet, favori meyvem olabilir mi? İçimde bir umut vardı, belki de her şey çok güzel olacak diye düşündüm. Gözlerim, o taze meyveleri almayı istiyor, bir yandan da satıcının söylediklerini duyuyor ve kendi kafamda bu meyveyi tadarak nasıl hisseceğimi hayal ediyordum. Ama bir şey var, o da ne olursa olsun bu deneyimi yaşamak istiyordum. Gözlerimdeki parıltıyı, satıcının “acı” dediği kısmı göz ardı etmek için çok uğraşıyorum.
Bir tane aldım, o kadar küçük ve yuvarlaktı ki, birer tane almak yetmedi, birkaç tane almak istedim. Neden olmasın ki? Her şey o kadar parlak, o kadar dikkat çekici ki…
Acının Gerçek Yüzü: İlk Tadım
İlk ısırık, beklediğimden farklıydı. Heyecanla ağzıma attım ve bir yudumda tat her yere yayıldı. Acı… Ne kadar kötüydü! İlk başta, acımsı bir his dilimde gezinmeye başladı ve bir anda tüm umutlarım yerle bir oldu. O an hissettiğim hayal kırıklığı, gerçekten kelimelerle anlatılacak gibi değildi. İçimde sanki her şeyin ters gitmesi gerektiği, bu tatların beni üzmesi gerektiği duygusu vardı. “Acı mı?” diye sormuştum kendime, ama gerçekten acıydı.
Hızla ağzımı yıkadım, ama o acı tat o kadar derinleşmişti ki, tüm günümü mahvetmiş gibi hissettim. Ne de olsa ben tatlı bir şey beklemiştim. Hani bir tür mutlu son ya da en azından hoş bir sürpriz olsun istedim. Ama işte gerçek hayat, bazen tatların düşündüğümüz gibi çıkmıyor. Bu tür deneyimler insanı değiştiriyor, öğrenmeye zorluyor. Bunu kendi içimde tartışarak geçirdim o akşamı.
Bir Şans Daha: Hayal Kırıklığı ve Umut
Aronya acıydı, evet. Ama o kadar da kötü değildi. Zamanla, bu tatla barışmak zorundaydım. Sonraki birkaç gün boyunca, o ilk acı tadı hatırlayarak, başka aronyalar da aldım. Kendimi yeniden denemeye zorladım. Ama bu sefer, onu sevememek değil, onu kabullenmek istedim. Aronya, o ilk hayal kırıklığımdan sonra aslında benim için yeni bir deneyim haline geldi.
Çok sonra fark ettim ki, bu ilk acı tat, bana her şeyin zamanla öğrenilebileceğini hatırlattı. Ne kadar acı olursa olsun, ne kadar kötü bir ilk izlenim olsa da, her şeyin sonrasında farklı bir anlam kazanabileceğini kabul etmem gerekiyordu. Hayatta bazen ilk tatlar hayal kırıklığına dönüşse de, yine de onlardan bir şeyler öğreniyoruz, bir şeyler hissediyoruz.
Aronya acıydı, ama bir yandan da umudu simgeliyordu. İlk başta zorlayıcıydı, ama zamanla bana “Hadi, biraz daha sabır” dedi. Ve her acının sonrasında bir tatlılık saklıydı. Bunu fark ettiğimde, aronyayı sevmesem de onu kabullenmeye başladım. Her şeyin kendi tadında bir anlamı vardı.
Sonuç: Acı, Ama Öğretiyor
O günün sonunda, bir tatla başladığım hayal kırıklığı, bana bir şeyler öğretti. Aronya acıydı, evet, ama aynı zamanda hayatın da bir parçasıydı. Tıpkı her yeni deneyim gibi, önce biraz zorlayıcı, biraz beklenmedik olabilir. Ama bu deneyimler, sonunda bizi daha güçlü kılar.
Bir sonraki alışverişimde, belki başka bir tatla karşılaşacağım. Ama bu sefer ne olursa olsun, ne tat alırsam alayım, bir şeylerin tadına varmak için zaman ayırmaya çalışacağım. Çünkü bazen hayat, tıpkı aronya gibi, beklediğimizden daha acı olabilir. Ama o acı, sonunda bizim için anlamlı hale gelir.