Mendel’in Çalışmaları ve Bir Keşfin Hikâyesi
Kayseri’de, akşam saatlerinde bir kafede otururken, önümdeki fincanda kayan süt köpüklerine bakarak eski bir günümü düşündüm. O an, bir şekilde gene bilim dünyasına dönüp baktım ve bir an için Gregor Mendel’in çalışmalarını düşündüm. Hani bazı anlar vardır ya, bir şey seni geçmişe, bir düşünceye, bir keşfe götürür; işte bu anlardan biriydi. Mendel’in çalışmalarına dair bir şeyler yazma kararı aldım. Ama bu yazı bir ders ya da akademik bir makale değil, tamamen duygusal bir hikaye olacak. Çünkü aslında, Mendel’in keşifleri hakkında ne kadar okursak okuyalım, bu adamın içindeki tutkuyu ve yaşadığı hayal kırıklıklarını bence asla tam anlamayabiliriz.
Bir Bahçede Başlayan Hikaye
Hayal edin, yıllar önce bir köyde, 19. yüzyılın ortalarında, genç bir rahip olan Gregor Mendel, o zamanlar neredeyse kimsenin fark etmediği bir konuda dikkatini toplar. Bu genç adam, sabahları manastırın bahçesinde çalışırken aslında doğanın içindeki sırları çözmeye çalışıyordu. Mendel, bitkilerle ilgileniyordu; ama sadece onları yetiştirmek için değil, onların nasıl çoğaldığını, nasıl özellikler kazandıklarını, birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamaya çalışıyordu. Yani, aslında Mendel bir anlamda genetik biliminin temel taşlarını atıyordu. Ama o zamanlar bu çalışmalarına kimse yeterince ilgi göstermedi. Bugün bir bilim adamının keşifleri hızla duyulup yayılabiliyor ama Mendel, yıllarca sesini duyuramadı. Ne kadar acı! Şu an bile, o dönemde kimseye kendini anlatamamış olmanın hayal kırıklığını hissediyorum gibi…
Fakat Mendel, bahçesinde yaptığı deneylerle, bezelye bitkalarının kalıtımını inceledi. Ve burada, her ne kadar kimse fark etmese de, çok önemli bir şey keşfetti: Genetik kurallarını. Mendel, bezelye bitkalarını çaprazlayarak, bu bitkilerin renk, şekil gibi özelliklerinin nasıl nesilden nesile aktarıldığını gözlemledi. Ve bu gözlemlerini, çok katı bir şekilde kayıt altına aldı. Mendel’in gözlemleri ve deneyleri aslında çok basitti ama bir o kadar da derindi. Birçok insan o dönemde bunun sadece basit bir hobi olduğunu düşündü belki de. Hatta ben de öyle düşündüm. “Neden bir rahip bezelye üzerine bu kadar düşünüyordu?” diye sormadım değil. Ama sonra bu soruyu içimde patlatıp, onun ne kadar derin bir tutkuyla çalıştığını daha iyi anladım.
Bir Keşfin Doğuşu: İki Kanatlı Bir Uçuş
Mendel’in deneyleri, aslında sabırlı ve titiz çalışmanın bir örneğiydi. Yavaş yavaş, bu bezelye bitkilerinin arasında farklar görmeye başladı. Çaprazlamalar yaptı, bazı bezelyeler yuvarlak, diğerleri ise şişman ve pürüzsüz oluyordu. Mendel, bu farkların ardında bir düzen olduğunu fark etti. İşte o düzeni bulduğunda içimde bir heyecan dalgası hissettim. Belki de işte tam burada, o hayal kırıklığına rağmen tutkularının peşinden gitmek, her denemede başarısız olmasına rağmen devam etmek, en büyük keşifleri getirdi. Mendel, bu gözlemlerini matematiksel olarak analiz etti ve bazı kalıtım kurallarını formüle etti. Bugün bu kurallar, “Mendel Yasaları” olarak biliniyor. Mendel, aslında genetik bilimini başlatan kişi olmuştu, fakat ne yazık ki hayatı boyunca çalışmalarının ne kadar değerli olduğunu göremedi. Keşfettiği şeyler, yıllar sonra ancak bir başka bilim insanı tarafından anlaşılacak ve doğru değerlendirilecekti. Ne kadar acı bir çelişki değil mi? Keşfettiğin şeyi anlamadan, senin ölümünden yıllar sonra birileri tarafından anlaşılacak olması…
Hikayenin Kapanışı: Umut ve Hayal Kırıklığı
Mendel, hayatının son yıllarında yalnızlık içinde, keşiflerinin farkına varılmadan yaşamını sürdürdü. Fakat onun yaptığı işler, bugünün genetik bilimini, bilim dünyasını şekillendiren bir temel oluşturmuştu. Düşünüyorum da, bazen insanın yaptığı işin değerini hemen görememesi, sadece zamanın elinden geçmesi gerekiyor. Mendel’in sabırlı çalışmaları, yıllar sonra büyük bir yankı uyandırdı ve tüm dünyada tanındı. Ben de yazarken, o sabrı ve tutkuyu düşündüm. Belki de bu yüzden onun hikayesi bu kadar özel. Çünkü bir bilim insanının, yaptığı işin hemen anlaşılmaması, işin içinde karanlık bir yalnızlık barındırabilir. Ama ne olursa olsun, o inançla ve tutkuyla yapılan işlerin bir gün anlaşılacağını düşünüyorum.
Hikaye, işte bu şekilde bitti. Mendel’in keşfettiği genetik yasalar, sonradan tüm dünyayı etkiledi. Bugün genetik mühendislikten, biyoteknolojiye kadar birçok alanda Mendel’in izlerini görüyoruz. Belki de ona şükranlarımızı sunarken, her zaman hatırlamamız gereken şey, sabrın ve inancın, aslında en büyük bilimsel keşiflere yol açabileceğidir. Mendel’in sadece bezelyelerle yaptığı deneylerin ardında değil, aynı zamanda bir bilim insanının, keşiflerinin değerini bilemediği anların da izleri var.